Türkiye’de ironi yapmak çok riskli

Yotube’de iki linki ironik birer paragrafla sundum. Birincisi Gezi Parkı protestoları hakkında İhsan Eli Açık ile yapılan bir söyleşi idi. Diğeri de Hürriyet gazetesinde, ölenlerin anısına Taksim meydanına karanfil getiren protestoculara karşı polisin şiddet kullanma haberi idi. Her iki sunuş yazısı için de inanılmaz eleştiriler ve tepkiler aldım. Bir kamp beni nihayet gerçeği gördüğüm için tebrik ederken diğer kamp da beni görüşlerimi değiştirdiğim için kınadı. Şunu öğrendim: İRONİ dili, her mezhepten veya meşrepten her türlü dogmatik fanatiği, okumadan ve anlamadan diz refleksiyle bir robot gibi tepki gösteren her okuma-engelliyi en iyi deşifre eden turnosol kağıdı imiş…

Amerika’da F-tipi Örgütlenme

Megalomanyak bir meczup!
İktidar ve güç için her ayıya dayı diyerek, takiyye yapa yapa belkemiğini eritip karakterini kaybetmiş bir muhteris!
Hristiyanlarla müttefik ama Şiilere karşı tarihi Sünnilik düşmanlığını körükleyebilecek bir teolojiye sahip!
Bir nurcu olarak hayatı boyunca komünizmi en büyük tehlike görmüş ve sürekli kapitalizmden yana yer almış bir tip!
İktidar ve güç için kardeşlerini ve binlerce insanı katletmiş Osmanlı firavunlarına hayran şefkatli bir sadist!
Dünyanın en şefkatli insanı gibi görünmesine rağmen zamanı geldiğinde Amerika’nın tavsiyesiyle ortalığı kana bulandıracak fetvaları gizli veya açık verebilecek bir karakter!

Meğer Reşad ve Edip Hakkındaymış!

Demek 19 sayısına meğerse sadece bir fitne olsun diye GİZLENEN diye bilinen 74′uncu surede dikkat çekilmiş ve o fitne 19×74 kameri yıl gizli tutulduktan sonra 1974 yılında meğerse Reşad tarafından ortaya çıkarılması planlanmış. Demek 74:31 ayetinde anlatılan müminler meğerse 19′un Kuran’ın matematiksel sistem oluşunu inkar eden Hanefiler, Şafiiler, Hanbeliler, Malikiler, Selefiler, Nakşiler, Caferiler, Nurculur imiş ve onlar Reşad ve Edib’in fitnesini görünce imanları artıyormuş. Demek 74:31 ayetinde anlatılan kitap ehli (Hristiyanlar ve Yahudiler) meğer Reşad ve Edib’in iki ayeti inkar etme biçimindeki fitnesini işitince Kuran hakkındaki kuşkularından kurtuluyorlarmış. Demek Allah, Reşad ve Edip 9:128-129 için “bu beşer sözüdür” desinler diye Besmele’yi 19 harf yapmış.

Şeyh Osman, Yaşlı Yılan ve Sevan Nişanyan

“Aramice ve Süryanice kaynaklara göre Kuran’da geçen falanca kelimenin anlamı şöyle veya böyle olmalı… Suyuti ve Sibaweyhi veya Cawaliki gibi filologların görüşü şöyledir…” biçiminde etimolojik analizler ve spekülasyonlar yapan Sevan Nişanyan’ın eleştirilerinde gösterdiği gayreti takdir eden ve ilgiyle okuyan birisi olarak yöntemini genelde tutarsız ve keyfi buluyorum. Bunu bir kısa bir örnekle sergilemek istiyorum:

1. Teoloji Sempozyumu Üzerine

Ateistler ve monoteistler tarih boyunca en çok zulme uğrayan azınlıklardır. Rasyonel bir monoteist olarak ateistlerin düşünce ve ifade özgürlüklerini, başkalarına zarar vermemek koşuluyla istedikleri gibi yaşama özgürlüklerini savunmayı bir insanlık görevi biliyorum. Dahası, ateistler, kitlelere Allah ve peygamberler adına uyduruk ve felaketli hikayeler ve iftiralar satan din tüccarlarından çok daha dürüsttürler ve gerçeğe ve hatta fıtratımızda olan islam (barışçılık) prensiplerine çok daha yakındırlar.

Kulak Kepçelerim ve Memelerim

Bugün kulaklarım için ilk kez şükrettim beni yaratan efendime. İşitme ve denge sağlama yararlarından farklı bir işlevi için… İstanbul İmam Hatip Lisesinde son sınıftayken matematik hocasını tahtada bir cebir formülünü çözerken yanlış çözdüğünü fark edip onunla girdiğim tartışmayı kaybettikten sonra tahtadaki – (eksi) işaretini = (eşit) olarak gördüğümün farkına varmış ve akabinde bir gözlük almıştım. Eksiyi eşitlediğim o yıldan beri uzağı daha net görmek için gözlük kullanıyorum. İki kulağımın kafamla birleştiği iki nokta sanki milyonlarca yıl süren evolüsyon boyunca gözlüklerime anladıkları dilde hoş geldin demek için düzenlenmiş. Bu yüzden kulaklarımın kepçeleri için bugün ilk kez şükrettim. İtiraf edeyim ki, iki parmağıyla kulak memelerimi çekip bükme yöntemiyle Kuran ezberletmeye çalışan öğretmenden sonra kulak memelerimin başka bir yararını görmedim. Acaba diyorum, eşimden ilham alarak oraya küpe mi takayım? Dinlemeden ve anlamak için gayret etmeden muhatabımı eleştirdiğim veya ayetlere sağır davrandığım vakit bana hatırlatılması için bir küpenin üzerine 39:18 diğerinin de üzerine 7:204 mü yazdırayım? Ve gözlüğümün burun köprüsü üzerine de 17:36? Ne dersiniz?

Akit Gazetesine Tekzip!

Kısacası, gazeteniz ve haberi yazan Sinan Yavuzoğlu şu konularda hakkımda iftira atmış ve yalan haber uydurmuştur.

Edip Yüksel 21 Aralık günü Şirince’de değildi ve hiçbir vakit Şirince’yi ziyaret etmemiştir.
Edip Yüksel 21 Aralık günü Sevan Nişanyan ile beraber değildi ve Sevan ile şu ana kadar yüzyüze görüşmemiştir.
Edip Yüksel 21 Aralık günü Sevan Nişanyan ile şarap içmedi ve hayatında hiç alkollü içki kullanmamıştır.
Edip Yüksel 1 Temmuz 1986 tarihinden beri hiçbir vakit İslam’a saldırmamıştır ve tartışmanın amacı Sevan’ın İslam’a yönelik eleştirilerine ve saldırılarına karşı İslam’ı savunmaktır.
Hal böyle iken üç gün içinde bu mektubu bir tekzip olarak Akit Gazetesinin ilk sayfasında altı sütun üzerine şu başlıkla yayımlamanızı bekliyorum:

“Edip Yüksel Hakkında 25 Aralıkta Yayımladığımız Haber Yalan ve İftira idi”

Bulan ve Bulamayan

SEVAN: “Onun için ‘buldum’ diyen adamı derhal ve törenle çarmıha gereceksin. Kendi zararsız da olsa, müritleri şeytanın yeryüzündeki temsilcisi olacaktır çünkü.” (Facebook, 31 Aralık 2012). EDIP: “Onun için ‘bulmadım’ diyen adamı dinleyerek ‘buldum’ diyen adamı çarmıha gerdikten sonra, işlediğin suçun kefareti olarak ‘bulmadım’ diyen adamı da derhal törensiz ve sessizce yokluğa gömeceksin. Kendi zararsız da olsa, müritleri o adamın bulamadığı şey güneş gibi parıldarsa da kör davranacaklardır, çünkü. Ne ‘bulanın’ müridi ol, ne de ‘bul(a)mayanın’. Her koyun kendi bacağından asılır, her insan da kendi beyninden.” (Facebook, 31 Aralık 2012)

Görmezden Gelmek İnsanlık Suçudur

Parklarında, sokaklarında veya apartmanlarında zaruri ihtiyaçları için yardıma muhtaç insanların işkence çektiği bir ülkede yükseltilen her minare Allah’a isyandır, dalgalanan her bayrak ihanettir, oynanan her filim trajedidir, düzenlenen her şölen zıkkımdır; ve bunlarla gururlanan her göğüs münafıktır.

İkili Simetrik Kitap?

Kitabın 200 sayfasından sonrası için konuşamıyacağım, ama ilk 200 sayfası, başında yer alan ve yazara ait olmayan tablo haricinde matematiksel hiçbir değere sahip görünmüyor. Buna benzer ve hatta daha tutarlı bir sürü keyfi veya istatistiksel değere sahip olmayan sayımları Reşad’ın çevirisinin son bölümünde bulabilirsiniz. Hatta çok daha ilginçlerini Reşad’dan sonra elçilik iddiasında bulunan şarlatanların hesaplarında da bulabilirsiniz. Dilerseniz size birkaç örnek gönderebilirim.

Türkiye Dört Ayda PKK’yi Bitirebilir

Bu çözüm için tüm inisiyatif devletin elindedir. Koca ordusuyla, yüz milyarlarca dolarlık bütçesiyle, yerleşik kurumlarıyla, Millet Meclisiyle, mahkemeleriyle, üniversiteleriyle, yetmiş milyon halkıyla bu işi çözecekse devlet çözecektir, çoğunluk çözecektir. Devlet bunu PKK ile birlikte çalışarak veya PKK’ye rağmen de gerçekleştirebilir ve dilerse PKK’yi bir anda bitirebilir. Yeter ki buna niyet edilsin, karar verilsin.

Edebiyatın Edibiyatı

Aruz vezni, ne var ki, uzun manzumelerde monoton bir müzik oluşturur. Bu yüzden, Mehmet Akif Ersoy’un Sefahat’i, tüm kalitesine, tüm gürlemesine rağmen birkaç sayfa sonra Niyagara şellalesinin monoton gürültüsüne benzer manzum bir ninniye dönüşür. Aslında bu bunaltıcı etki daha az düzeyde de olsa hece vezniyle yazılmış şiirlerde de vardır. Hece şiirinin lezzetli örneklerini vermiş Necip Fazıl’in şiirlerini içeren Çile kitabı Akif’in Sefahatından daha az dozda uyku hapı hiçerir; ama yine de okurun tüm gayretine rağmen bu şiirler, aklı virusle bozulmuş bir programın 1234567891011, 1234567891011, 1234567891011, 1234567891011 sayılarını tekrarlamasını andıran sonu gelmez bir çileye dönüşür. Serbest şiirin ustası Nazım Hikmet’in edebi sırrı işte burada! Vezin ve kafiyeyi serbest bir biçimin (daha doğrusu biçimsizliğin) içine gömerek, ölçü ile ölçüsüzlüğü, gelenekle yaratıcılığı, mahkumluk ile özgürlüğü, su ile ateşi, matematik ile sanatı birbirine özenle entegre ederek bir arada sunmayı başarmıştır. Dalları ve budaklarıyla, çiçekleri ve yapraklarıyla düzenle düzensizliği kucaklayan bir ağaç gibi.