Niye İngilizce, Niye 19?

Share

Niye İngilizce, Niye 19?

28 Ocak 2012

Tufan Karadere

ODTÜ mezunu Tufan Karedere’nin 2004 yılında çekilmiş resmi. Birkaç yıl önce evlenip evcilleşti. Düğünde sanırım papyon takıp sembolik olarak da olsa bunu ilan etti. Ama yiğit adammış. Zamana ve entropye karşı olmasa da uzattığı saçlarını çevre baskısına karşı muhafaza ve müdafaa edebildi. Kalbine ve beynine saygı gösterdiğim arkadaşlarımdan biri. Artık “Edip’in eski arkadaşları” isimli müzede antikalaşıyor 🙂 İleride “tabiin” olarak anılacaklardan biri 🙂 Muhtemelen kendisine bazı hadisler isnat edilerek Tufaniye mezhebi için kullanılacak 🙂

 

SELİM: Selam. Sitenizde rica ettiğiniz üzere kısa tutuyorum. Bir süredir makalelerinizi okuyorum. Türkçe mealinizden de uzun süredir faydalanıyorum. İki sorum olacak:

1-Reform ile ilgili son iki kitabınızı neden önce Türkiye’de ve Türkçe yayınlamayı düşünmediniz?

2-İngilizce mealde neden özel isim olan Allah yerine God kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Bunlar daha önce sorulmuştur eminim, bana cevapları okuyabileceğim link verseniz yeter, uzun uzun yazıp değerli vaktinizi harcamanızı istemem.

Teşekkür ederim. Selamlar.

EDİP: Selam Selim kardeşim:

1. Neden önce Türkçe? Ben kitaplarımın çoğunluğunu önce Türkçe yazmışım. Ancak “önce Türkçe” yazmayı ne ilahi bir kural, ne de pratikte gerekli bir kural olarak biliyorum. Dünya’da İngilizce konuşan insanların ve hatta müslümanların sayısı Türkçe konuşanlardan daha fazla… Kitaplarım dünyanın her tarafından izleniyor ve diğer dillere çevriliyor. Türkçe yazsaydım Kazakistan’dakiler, Çindekiler, İtalyadakiler muhtemelen çok geç işitecekti mesajı. Ama şu anda kitaplarım o dillerin hepsine ve daha fazlasına İngilizce’den çevriliyor. Türkçe dünyanın en yaygın dili değil ve ben İngilizceyi de çok iyi bilirim, hatta konuşurken ve bazı konularda yazarken İngilizceyi daha iyi kullanırım.

2.  Kainatın yaratıcısı Arap değil! Allah özel bir isim değildir. Yaratıcımız, Rabbimiz biz insanların oluşturduğu birkaç harf veya ağızlarından çıkan hava titreşimleri yani ses değildir. Allah kelimesi Arapça el-ilah yani “the god”ın birleştirilmiş hali. Kuran nazil olmadan önce de Mekke müşrikleri Allah diyorlardı. Allah her ulusa kendi diliyle elçiler gönderdiğini bildiriyor.

Sizi biraz tanımak isterim. Selam ve sevgilerimle. Edip

SELİM:  Değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. İngilizce konuşan müslümanların Türkçe konuşanlardan fazla olduğunu bilmiyordum. Ben yazabildiğiniz bir dil olan ve çoğunluğu Müslüman olan burada daha çok okuyucu kazanabileceğinizi düşünmüştüm, ama fazla da düşünmemişim belli. Türkiye’de kitap okuyan yok, evet.

Allah’ın al-ilah kısaltması değil de özel bir isim olduğunu düşünüyordum. Tıpkı “bismillah”ın “bi ismillah” kısaltması değil özel bir yazılış olduğu gibi. Neyse, Arapça articallari bilmiyorum, zaten Arapça da bilmiyorum.

Bana gelince, ben 35 yaşında adam gibi müslüman olmaya karar vermiş yalnız biriyim. Çok geç kaldığımı hissediyorum, çünkü Kuran gerçekten anlamak için bir ömrü harcamaya değecek bir kitap. Çok uzun, alabildiğine uzun ve dolu bir kitap. Çeviri ihtilaflarını çözememekten ve bir gün anlamaya çalışmaktan bıkmaktan çok korkuyorum. Anlayamamaktan veya yanlış anlamaktan korkuyorum. Bitmedi, islam dünyasında inanılmaz bir ayrışma ve ihtilaf var. Hiç bir konuda konsensüs yok gibi. Bir meal konusunda bile herkes bir diğerini yalanlıyor. Elimde Hamidullah’ın(Fransızca’ya ve iki Türk’ün Fransızcasından Türkçe’ye) çevirisi, bilgisayardan diğerleri(ve sizinki), bulmaca çözüyorum.

Sizin 19 iddianız ve akabinde iki ayeti dışlamanız beni çok tedirgin ediyor. Ne bileyim, bira fabrikasından ve kendine elçi diyen bir meczuptan(Reşat) hayırlı bir mucize çıkmaz gibi geliyor. Zeki birisi olduğunuz yazılarınızdan belli. Ama şeytan da en çok zeki insanları dürtüyor gözlediğim kadarıyla. Dolayısıyla 19 kitabınızı okumak konusunda ürkek davranıyorum. Şimdilik her farklı görüşe (zihnen) eşit mesafede kalmayı ve temkinli olmayı seçiyorum. Allah hepimize hidayet nasip etsin. Selamlar.

EDİP: Tufan Selim seninle tanışmak istiyor.

TUFAN KARADERE:  İngilizce dünyanın en çok konuşulan dillerinden biri ve en çok öğretilen yabancı dili. Türkçe ile 100 milyon kişiye, İngilizce ile sadece bilenlerle 1 milyar kişiye, bilenlerin kendi dillerine çevirmesiyle bütün dünyaya ulaştırmak çok daha hızlı şekilde mümkün.

Arapça bilmiyorum, ama en güzel isimlerin O’nun olduğunu biliyorum. Kuran “sadece en güzel Arapça isimler” demediği için her dilde Yaratan’ı anacak isimler bulunabilir, kullanılabilir ve O’ndan bahsedildiği anlaşılabilir. Dillerimizin (ve renklerimizin) çeşitliliği de onun varlığının bir göstergesidir.

Doğru yolu bulmak için çabalamaya başlamanın gecikmesi olmaz düşüncesindeyim. Kuran’da 40 yaşına gelip kendisini doğruya iletmesi için dua eden insanın belirtildiği örneği düşününce, erken bile davranmışsınız, maşallah. Anlama konusunda da, eğer ki Kuran dışı kaynakları terkederseniz/terkettiyseniz endişelerinizin çok daha hızlı bir biçimde geçtiğini göreceksiniz inşallah. Kimse ile aynı şekilde anlama zorunluluğumuz olmadığı gibi, yargı gününe de konsensüs üyeleriyle birlikte değil, yalnız olarak gireceğiz. Allah hepimizin bilgisini artırsın.

Ben 2 ayeti değil, bütün bir Kuran’ı reddettim. Allah beni çarpmadı, ama gerçeği yüzüme çarptı, çok şükür. Bazen gerçeği bulmak için, bildiğimizi sandığımız her şeyi reddedip yeni baştan başlamak gerekebiliyor. Allah, hiç bir bilgiyi kendiniz doğrulamadan kabul etmeyin yoksa papağan gibi tekrarlamış olursunuz diyor. Bu da bildiğimiz bilmediğimiz her şeyi sorgulamak demek. Melekler Allah’ın kararını sorgulamaktan çekinmiyorsa (2:30-33), Allah onları sorguladıkları için cehenneme atmıyorsa, tam tersine onlara kanıt sunarak bilgilerini artırıyorsa, Allah bize anlatılageldiği gibi bir öcü değil, her şeyin sırrını bilen ve dilediğini dilediğine öğreten, usta bir öğretmen demektir.

Dolayısı ile, belki sorgulama konusunda bir-iki naçizane önerim olabilir:

  • Niye Kuran’a inanıyorum, Amerika’da doğmuş olsam İncil’e mi inanacaktım?
  • Küçüklüğümden beri büyüklerim bana İncil doğrudur demiş olsa, Kuran’ı bulmak için ilk adım bana daha önceden söylenenleri reddetmek/sorgulamak değil midir?
  • Kuran’ı neden takip etmeliyim? Bütün kitapları gönderen Allah olduğuna göre, Kuran neden farklıdır? Bozulmamış olduğu için mi? Hepsini Allah gönderdiyse, neden onların bozulmasına izin verdi? Kuran’ın değişmediğinin kanıtı nedir? Bu kanıt, Allah’ın meleklere 2:30-33 de sunduğu kadar sağlam, açık ve net bir kanıt mıdır?
  • Neden kendisine elçi diyen birini eleştiriyorum, sahtekar olduğunu nasıl anladım?
  • Muhammed zamanında yaşasam onun elçi olduğunu nerden anlardım? Babam/amcam/annem/teyzem öyle dediği için mi elçidir, yoksa başka bir kıstas var mı? Muhammed’in son elçi olduğunu nerden biliyorum?

Genel bir etkili sorgulama yöntemi, ben nereden biliyorum ile başlar. Araştırmam sadece bir başkasının sözüne dayanıyorsa, o bilgiyi tümden reddedip yeni baştan başlamak gerekebilir.

Tüm sözlere kulak verip, en güzeline uymanız dileğiyle (39:18).

Share